Bazen hafızayı tazelemekte fayda var; 1918 yılında, 1. Dünya savaşı sonrası, Mondros Mütakeresi ile yenik sayılan Osmanlı Devletinin paylaşımı Sevr Antlaşması ile yapılır iken, emperyal güçlere karşı, 19. Mayıs.1919`da Samsun`da Mustafa Kemal`in başlattığı direnç sevr antlaşmasını kaldırıp attı. Bu kutsal direniş sonunda Lozan antlaşması ile zafere ulaşıldı. Mütarekenin imzalanmasından (30 Ekim 1918), 5 yıl sonra, 29 Ekim 1923 `te Milli Egemenliğe dayalı kayıtsız, şartsız, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti kurtuluş mücadelesinde yendiği, emperyalist batının uygarlığını almakta tereddüt etmedi.


Gerçekleştirdiği devrimler ile; din ve devlet işleri birbirinden ayrılırken kadın/erkek eşitliği benimsenmiş, harf devrimi yapılmış, İtalya`dan ceza, İsviçre`den medeni hukuk örnekleri alınarak demokratik hukuk devletinin temelleri atılmıştır. Sanayide, ekonomide, kültür-sanatta, sporda yaşamın her alanında yeni atılımlar ile çağdaş bir ulus olma yolunda önemli adımlar atıldı. Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik hukuk devleti olarak kuruluşundan bu yana, Cumhuriyet bayramlarını bu nedenle büyük bir coşku ve gururla kutlamıştır.


Cumhuriyetin ilanı ve kuruluş aşamalarında emperyalist güçlerin de destekleriyle, etnik ve dinsel kalkışmalar başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Ancak Cumhuriyet düşmanları hiçbir dönemde yok olmamışlar, bazen devlet işinde, bazen de illegal olarak faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Son 50 yılda kurulan hükümetlerin kadrolaşmasında kendilerine yer bulan bu güçler, Cumhuriyete karşı siyasi mücadelelerini sürdürme ve gelişme fırsatı bulmuşlardır.


1994 yılında bu olayı farkedenlerden biri de Kadıköylülerdi.. 1994 yılında halkın katıldığı Cumhuriyet yürüyüşleri ile bu konudaki kararlılığını gösterirken, binlerce kadının aile danışma merkezleri adı altında gecekondu bölgelerimizde eğitim-sağlık ve aydınlatma çabaları 15 yıl sonra meyvelerini verdi. %27 ile başladığımız Belediye seçimlerini %70`lere taşımayı bu sayede başardık. Sözün kısası; rozet ve Atatürk heykeli yaptırmak yerine Atatürk ilke ve devrimlerini hayata geçirerek kültür/sanattan, eğitime, sağlıktan spora kadar bir çok mesafe kat edildi.



Şimdi ise;


AKP iktidarı ile Cumhuriyetin kuruluşuna karşı çıkan etnik ve dinsel güçler geniş hareket alanı ve destek buldular. Öncelikle Cumhuriyet değerlerini koruyan kurumları hedef aldılar, sonra da Cumhuriyeti savunan kişileri sahte belge ve delillerle hapislere atarak Cumhuriyete sahip çıkan halka mali denetimler ile iş adamlarına göz dağı verdiler.. 91 yıl sonra Ulus olarak hak etmediğimiz bir noktadayız. Atatürk`ün “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesi yerine tüm komşuları ile savaş eşiğine getirilmiş bir Türkiye`deyiz. Yine birlikte eşit yaşama yerine ayrışmanın dil olarak geliştirilip hayata geçirilmesi en büyük tehlike olarak karşımızda duruyor. 91 yılda yapmadığımız veya yapamadıklarımızı gözden geçirmek içeride ve dışarıda barışı savunmak demokratik, laik hukuk devletinin şevkatinden ve olanaklarından her yurttaşımızın eşit faydalanmasını sağlamak olmalıdır.


Bu güne kadar coşku ve gururla kutlanan Cumhuriyet Bayramlarımızı yine aynı coşku ve gururla kutlarken bunların yanına bugün yaşadığımız endişeyi koymalı ve biraz daha derin düşünmeliyiz. Bu endişe bizi elbette umutsuzluğa itmesin. Ancak, eksiklerimize tanı koymak ve gidermek için fırsat tanısın..

91.yılında daha sıkı sarıldığımız devrimlerini yaşatmaya ant içtik, Bayramımız kutlu olsun!

 

 

discount tiffany outlet Herve Leger Outlet UK cheap christian louboutin cheap nfl jerseys cheap nhl hockey jerseys tiffany outlet Christian Louboutin Discount tiffany outlet Tiffany Outlet cheap nhl jerseys louboutin outlet cheap nba basketball jerseys